• Prag




    Prag kesinlike rüyalar şehri; çok ama çok sevdim ben Prag'ı. Özellikle de Tyn kilisesini. Benim hayallerimin şatosuydu sanki. Dönmeden önce son kez bir kez daha görmek için gittim ve veda ettim. Böyle bir ritüel geliştirdim. En sevdiğim yere bir kez daha gidip doya doya yaşıyorum sonra veda ediyorum. Bu sene de Floransa'da Sinyorlar meydanında aynı şeyi yaşadım. TYN kilisesini görmemeniz mümkün değil zaten meşhur Prag meydanında.

    Çok uzun bir yazı olacak. Şimdiden söyleyeyim. Günlerdir hazırlıyorum, başka post koyamadım sırf bu yüzden:)
    Dikkat edilecek hususları en başa yazmak istiyorum. Çünkü en gerekli şeyler bunlar:

    1) Hırsızlığa dikkat. ETS tura birlikte katıldığımız bir beye fotoğrafımızı çekermisiniz diyerek fotoğraf makinelerini vermiş bir kaç tane genç kız ve doğal olarak iki eli havada fotoğraf çekerken iken 700 €'sunu çalmışlar. 700 € az değil :(
    2) Para bozdurmayı mümkünse Prag meydanında yapın. Ne kadar bozdurmak istiyorsanız paranızı gösterin ve net ne kadar Kron verir hesap makinesi ile yazsın. Biz para bozdurmak için yer ararken bir döviz bürosunda kavga çıkmıştı. Brüt fiyat söylemiş ve çok az para vermişti İngiliz bir turiste :(
    3) Mutlaka otobüs biletlerinizi okutturun. Son gün iki Türk kızı yakaladı biletsiz yakaladı Çek polisi. Şanslarına eşim biletleri yanına almayı unutmuştu ve otele biletleri almaya geri gitmişti. Elindeki bizim fazla biletleri polise gösterip kızları yüklü bir cezadan kurtarmış. Kızlar bu şekilde yüklü bir cezadan kurtuldular. Türkiye'ye dönerken freeshopta bizi buldular, eşimin bu jesti için çikolata hediye almışlar :)
    4) Prag dolup taşmasına rağmen Çekler pek turist canlısı değiller. İngilizce bilende çok yok. Onları pek zorlamamak lazım.
    5) Karlovy Vary'ye mutlaka gidin ister otobüsle , ister araç kiralayarak. Gerçekten çok güzel bir yer.
    6) Prag sokaklarında kaybolun. Eski şehrin her yeri çok güzel. Biz 4 gün kaldık. Doya doya gezdik.
    7) İşinize yarar kelimeler utca : sokak, ut : cadde, fasor : geçit , ter : meydan , hid : köprü, evet: ano, hayır : ne
    8) Et yemeği yiyin ama sulu olmamasına dikkat edin. Etleri harika ama yemek sosları girince işler değişiyor. Et farklı bir hale bürünüyor. Bizim aile her şeyi denemeyi, yemeği sever ama inanın tad değişiyor.

    Prag'da ETS tur Albion otelde konaklattı bizi. Sabah kahvaltıya indiğimizde baktım Jolly de orada. Demek ki en ucuz ve en büyük otel olarak burayı bulmuşlar. Otel çok eskiydi. Çok kötüydü. Otelin yakınında otobüs durağı vardı. Bu duraktan 1. otobüse binmeniz gerekiyordu. Daha sonra 1 otobüse daha binerek şehre iniyorduk ve inanın bu otel 4 yıldızlıydı :(
    1. gün Prag'a vardığımızda ETS tur acayip hızlı bir şehir turu gerçekleştirdi ( otobüsten inerek, yürüyerek). Prag zaten çok kalabalık bir şehir kaybolmamak için ne gezdiğinizi ve dinlediğinizi kesinlikle anlamıyorsunuz. Olsun sonrasında siz doya doya gezersiniz.
    ETS bizi Prag kalesine giriş yaptırdı. Biz son gün Hradcany'den girdik. Sizden oradan giriş yapın . O bölgede inanılmaz güzeldi.Prag kalesinden aşağıya doğru Karlov (Charles)  köprüsüne geliyorsunuz. Oradanda old town meydanına astronomik saatin oraya geliyorsunuz. Meydanda serbest zaman verdi. Meydanda müzik yapan ve dans eden kocaman bir grup vardı. Bizde hemen meydandaki Cafe U TYNA'a oturduk. Kahve ile seyretmesi pek bir zevkliydi.
    Şehrin simgesi olan Astronomik saatin saat başı yapmasını bekledik. Çok önemli değil ama Prag'da yapılması gereken bir ritüel.
     
    Otele yerleştikten sonra akşam eski şehire kendimiz indik dolaştık. Aşağıdaki görüntüler şehrin içinden kısa bilgileri de hemen altında yer alacak.
     
    PRAG KALESİ

    Evet: Hradcany Meydanı’ndan kale içine girmeden önce, bu büyüleyici şehri, yukarıdan görmek isterseniz, kale kapısının güneyinde, bir süre durup dinlenebilir ve fotoğraf çekebilirsiniz.

    Evet, kalede gezmeye başlıyoruz. Kale, Guinnes Rekorlar kitabına göre: dünyanın en büyük antik kalesi olarak tescillenmiş. 870 yılında inşa edilmiş. Sürekli olarak üzerine yapılan eklemelerle kale geliştirilmiştir. Bir kaleden daha fazlasını içinde barındıran yapı 14’ncü yüzyıla kadar, bir saraya, kiliselere ve manastırlara ev sahipliği yapmış ve 1541 yılında bir yangında büyük hasar görmesi üzerine, büyük bir yenilemeden geçmiştir. Rönesans tarzı mimariyle yenilenen kale, 14’ncü yüzyılda, Avusturya-Macaristan İmparatorluğunun kalbinin attığı yer haline gelmiştir. 17’nci yüzyıla kadar, sürekli olarak yenilenen kale, her dönemin mimari akımlarının izlerini taşıyor. 17’nci yüzyılda, İmparatorluğun başkent değiştirmesi üzerine, kale önemini yitirmiştir. 1920’lerde, Çekoslovakya’nın bağımsızlığını kazanmasıyla, kale ve içerisindeki yapılar, genel bir onarımdan geçirilmiş ve Çek Cumhurbaşkanlığını’ nın ofisi olarak kullanılmaya başlanmıştır. Günümüzde de, hala kalenin bir bölümü, Çek Cumhurbaşkanının ofisi olarak kullanılmaktadır ve diplomatik bir önem taşımaktadır.

    Evet: kale gezimize devam edelim. Kalenin, kentin tepesinde yükselen silüeti, zaten sizi kendisine çekecektir. Kaleden aşağıya doğru baktığınızda, Prag’a niye 100 kuleli kent denildiğini anlayacaksınız.
    Kale: pek çok parçaya sahip. Ama, kalenin en hoş özelliği: Prag ile ilgili panaromik manzaralara sahip olan birçok teraslara sahip olması. Gerçekten, güzel enstanteneler yakalanabilir. Ancak, havanın buna imkan vermesi, sis-pus olmaması gerek.
    Bir saray, baş döndüren ve sakin bir katedral, iki müze, bir manastır ve çeşitli, etkileyici galeriler ve konser salonları var. Deli İmparator Rudolp II (1583-1612): bu tarihi idare merkezinde, geç Rönesans döneminde, sanatçı ve simyacıları kente toplamaya başlamış. Simyacılar özellikle, kale yakınlarındaki Golden Lane Sokağında toplanmışlar.
    Evet: kalenin giriş kapısında: küçük çizgili kulübelerde, 2 askerle birlikte, düello yapan, iki dev titan heykeli var. Titan: Yunan mitolojisine göre, efsanevi altın çağ’da dünyayı yönetmiş olan güçlü tanrı ırkıdır.
    Çek Cumhuriyetinde, günümüzde: zorunlu askerlik hizmeti olan bir ordu yok. Ordu profesyonel. Cumhurbaşkanı rezidansı önünde nöbet bekleyen askerlerin üzerindeki üniformalar: “Amadeus” filminin Oscar ödüllü tasarımcısı tarafından hazırlanmış. Zaten, o film, Prag’da çekilmiş.
    Kale: üç avludan oluşuyor. Bu avlulardan, atlarla sarayın üst katlarına çıkılıyormuş. İlk; iki avludan geçerek yürümeye devam ettiğinizde: St.Wencesias’ın mezarının üzerine yapıldığı, St.Vitus Katedralinin sivri tepelerine ulaşacaksınız. Kalenin tam zıt kısmı, buraya çıkıyor.
    AZİZ.VİTUS KATEDRALİ (KATEDRALA SVATEHO VİTA) :
     
     
    Muhteşem Vitrayları
     
     Prag piskoposluğunun, başpiskoposluğa yükselmesi üzerine, Kral IV.Karl, katedralin yapımını başlatmıştır. 1344 yılında yapımına başlanan katedralin tamamlanması, yaklaşık 600 yıl sürmüştür. Kral, IV.Karl, katedralin, Fransız gotik yapılarına benzemesini istediği için, Fransız bir mimar’ı Prag’a davet etmiştir, fakat katedral tamamlanamadan Fransız mimar, hayatını kaybeder. Bunun üzerine, Alman bir mimar ve oğulları, katedralin yapımını devralırlar. Prag’ın geçirdiği sıkıntılı yıllar ve şehirde devam eden diğer çalışmalar, katedralin yapımında aksaklıklara neden olmuş ve katedral, ancak 1929 yılında tamamlanabilmiştir.
    Prag’da: Karl ve Maria Teresa isimleri, medeniyeti getiren kutsal kişiler olarak anılıyor. Her yanı: altın varaklarla bezeli. Buranın vitrayları öne çıkıyor, çok güzel. Bu katedrali; Prag kartpostallarında görebilirsiniz. Katedralin içine girmek mümkün. Katedralde, günümüzde hala ayinler düzenleniyor. Bu ayinler sırasında, katedrale ziyaretçi sokmuyorlar.
     
    TOY MUSEUM HRACEK (OYUNCAK MÜZESİ):
     
     
     
     

    Prag kalesinden, şehre inilen yolda, çok güzel bir müze. Giriş ücretli. Müze girişinde “Star Wars” filminde kullanılan tiplerin oyuncakları var. Müze çok zengin ve göz alıcı. Eski daracık ahşap merdivenlerden tırmanarak üst kata çıkın. Birçok oyuncak göreceksiniz. Müzenin en ilginç kısmı: Barbie koleksiyonu. İlk Barbie’den günümüze yüzlerce bebek yan yana, camekanların arkasında, rengareng dizilmiş. Bu bebeklere bakında, onyıllar boyu, modanın nasıl değiştiğini anlamak mümkün. Çıkışta, müze mağazasından, alışveriş yapabilirsiniz.
    KAFKA MÜZESİ :
     
     
    Burada fotoğraflarda, el yazmalarında ve Kafka’nın günlüklerinde Franz Kafka’nın yaşamının ve eserlerinin izini sürebilir, aynı zamanda işitsel-görsel programlardan faydalanabilirsiniz. Yer: Hegertova cihelna, Cihelná 2; Ziyaret Saatleri: her gün sabah 10-akşam 6.
    İçeride 2 insan heykeli var. Çok ilginç ben fotosunu koymadım :) Mutlaka görün
     
     
     
     
    Sadece bir 1 insan geçebilen, kırmızı yeşil ışığı olan sokak. Mutlaka görün , fotoğraf çektirin :) Kafka müzesine yakın.
     

    KARL (VI. CHARLES) KÖPRÜSÜ (KARLUV MOST) :

    Köprünün inşaatına: Çek mimarisinin ustalarından, Otto tarafından başlanmış, ancak, Kral Charles IV’ün baş mimarı olan Peter Parler tarafından, 1357 yılında bitirilmiştir. O dönemde, süsleme olarak yalnızca birkaç haç kullanılmış.
    Çekler, bu köprüye: Karluv Most diyorlar. Şehrin kalbi. Astronomide, dönemin en ileri milletlerinden biri tarafından yapıldığı için olsa gerek; köprünün en büyük özelliği, yapımında astronomiden yararlanılması. 1 3 5 7 9 7 5 3 1 düzeni göz önüne alınmış ve köprünün inşaatı için, ilk taş; 1357 yılında, 9’ncu ayın, 7’nci günü, saat: 05.31’de konulmuş. Ne kadar doğrudur bilmiyorum, böyle olduğunu söylüyorlar.

     

    İlk yapımında: taşları birleştirmek için, yumurta akı kullanılmış. Boyu: 515 metre, yüksekliği: 10 metre. Köprünün: Kampa adasına inen merdivenleri ayrı güzellikte. Evet, köprünün üzerinde, 30 heykel var demiştim.
    Heykellerden biraz daha söz etmek istiyorum. Köprünün, kale yakasındaki ilk heykel: bir küme insanı temsil ediyor. En altta, zindan içinden kurtarılmayı bekleyen insanlar görülüyor. Zindanın yanında, ayakta: sarığı, kalın sarkık bıyığı, belinde palası, sırtında kamçısı, göbekli cepkeni, uzun kaftanı ile, bir “yeniçeri “ duruyor. Yeniçerinin üstünde, başında haç bulunan bir geyik ve en tepede “kurtarıcı aziz şövalye” heykeli bulunuyor. Heykelin yapım yılı 1854. Osmanlı, artık “hasta adamdır”, Aziz Şövalye ise kılıcı ile, yeniçerinin tepesindedir. Bizi nasıl görmek istiyorlarsa, öyle betimlemişler. Halbuki, Osmanlı Prag’a hiç gelmedi. Ama: demek ki ünü yayılmış.
     
     
    Üzerinde bulunan 30 heykel ise; Katoliklerin baskısıyla, daha sonraki yıllarda; 1683 ile 1928 yılları arasında, yine astronomi göz önüne alınarak, çeşitli aralıklarla yerleştirilmiş. Günümüzde, bu heykellerin çoğu kopya. Çünkü: şehrin, geçen yıllarda yaşadığı kötü hava koşulları, heykellere büyük zararlar vermiş. Şu anda: 75 heykel bulunuyor. Bunlardan: 8 numaralı olanı, John Nepomuk heykeli. Bu şahıs: yaşadığı dönemde, rahip olarak görev yapıyormuş. Bir gün; güzeller güzeli kraliçe, günah çıkarmak için bu rahibin yanına gelir. Bunu duyan kral; Wenceslas, kraliçenin aşk konusunda itiraflarda bulunduğundan emin olarak, rahibi yanına çağırttırır ve kraliçenin konuşmalarını kendisine aktarmasını ister. Rahip, tanrı huzurunda verdiği sözü bozamayacağını ve bu konuda tek bir kelime bile etmeyeceğini söyler. Bunun üzerine sinirlenen kral, rahibi köprüden nehire attırır. İşte, tam rahibin nehre atıldığı yerde, bir hale oluşur ve bugün heykel üzerinde bulunan hale, o olayı hatırlatmak için yapılmıştır. Evet, burada bir dilek tutup, haç ya da hale’ye dokunursanız, dileğinizin gerçekleşeceği söylentisi var. Bu tunç heykel, sürtünmeden dolayı gıcır gıcır olmuş ve parlıyor. Tercih sizin. Hakan'ı dokunurken görüyorsunuz :)
     
     
    Köprünün girişinde koruyucu askerle bizim çocuklar. Asker kaskını birine, kılıcını birine vermiş. Bayıldım bu resme alakasız ama koydum :)
     
    
    ESKİ ŞEHİR MEYDANI VE ASTRONOMİK SAAT –

    Eski Şehir’in kalbinde, cezbedici barok, Gotik ve rokoko tarzı mimariyle çevrilmiş Eski Şehir Meydanı, zaman geçirmek, birçok kafelerinden birinde öğle yemeği yemek, bir at ya da fayton kiralamak, dükkanların tezgahlarına göz atmak ya da sadece Astronomik Saat’e bakmak için harika bir yerdir.
    Eski Şehir (Old Town) meydanındaki bu meşhur saati, 15.yy sonlarında Charles Üniversitesi’nde profesör olan Hanuş Usta yapmış. Amacı, Kutna Hora şehrindeki Kemikli Kilise’de olduğu gibi insanlara bir mesaj vermekmiş. “Herkes bir gün toprak olacak". Saati yapar yapmaz dünyanın en önemli adamı haline gelince, Kral bundan rahatsız olur. O dönemde de Avrupa’nın her yerinden insanlar Prag’a sadece ve sadece saati görmeye gelir. Zamanla Hanuş Usta’ya başka ülkelerden de teklifler gelir, fakat Hanuş usta bu teklifleri reddeder. Kral, Hanuş Usta’nın saati başka bir yere de yapmasını önlemek için onun gözlerine mil çektirir. Kör olan Hanuş Usta da kendini saatin mekanizmasına asarak intihar eder. Asıl amacı saati bozmaktır, saati bozarak intikamını alır. Saati 50 yıl kadar çalıştıramazlar, daha sonra başka bir saat ustası onarır.

     
     
     
    Hanuş Usta’nın saati, Güneş’in, Dünya’nın ve Ay’ın konumlarını gösteren astronomik bir saattir. Saatin üzerinde hasat ve ekin zamanı, ay ve güneş sisteminin dünyaya göre konumu, mevsimler ve burçlar gösteriliyor. Saatin dış tarafındaki rakamlar İbranice’dir. Zira saatin bulunduğu Eski Şehir Meydanının paraleli de 13. Yüzyılda kurulmuş Musevi mahallesi vardır. Burada da çok güzel bir saat var. Aşağıda onunda fotoğrafı var.

    Saatin etrafında 4 tane kukla vardır. Bu kuklalar insanlara neleri yapmamaları gerektiğini anlatır. Soldan en baştaki, elindeki aynayla kendine bakar; “kendini beğenmişliği” sembolize eder. Onun yanındaki kukla, elinde altın torbası olan bir Yahudi’dir; “cimriliği” sembolize eder.
    Diğer yandaki kukla ise iskelettir; “yaşama karşı isteksizliği” anlatır. Sonuncu kukla, elinde mandoline benzer bir müzik aleti bulunan ve Türk’e benzetilen adam da; “gece hayatına ve sefahate düşkünlüğü” anlatır. Simgeler ve alegorileri sizlerin düşünce derinliklerine bırakıyorum.

    Saatin altında da insanlara yapmaları gerekenleri anlatan 4 kukla vardır. Bu kuklalar da, bilime, adalete, astronomiye ve eğitime önem verme konusunda bizleri uyarır. Her saat başı, İsa’nın 12 havarisi de pencerenin önünden geçerek ufak bir gösteri yapar. Horozun ötmesiyle gösteri biter.
     
     
    2. gün
    
     
    Karlovy Vary ve Ortaçağ gecesi
     
    2. gün biz Europcar'dan araba kiraladık. 1 tane de navigator. Araçlarımızın yeni biri Mercedes verildi. Aslında C class bir araba seçmiştik. Europcar'dan çok memnun kaldık. Karlovy Vary'e gittik önce. Çok ama çok beğendim. Mutlaka gidin. Otobüsle de gidebilirsiniz.Florenc Otobüs terminalinden ortalama saatte bir kalkan ve yaklaşık 2 saat 15 dakika süren otobüslere binmeniz gerekiyor. Otobüsün tek yön bilet fiyatı 130 KC (5,10 €) civarında.
    Turda Karlovy vary 60 € idi. Orta çağ gecesi de yine 70 € idi. Bizim aracımız kişi başı 9 € geldi. Benzinde o kadar olsa. Ortaçağ gecesinde de ne yersek onu ödedik. Sanıyorum adam başı 20 € civarında idi. Yani biz adam başı 130 €'luk ekstrayı 40 en fazla 50 €'ya getirmiş olduk.
    Ortaçağ gecesine araba kiralamadan olur mu bilmiyorum. Çünkü Prag'a bir saat uzaklıkta sapa bir yerde. Aman geç kalmayın biz 7'de dedik 8 'de gittik. Az kaldı giremiyorduk yer kalmadı dediler geç kaldınız. Aman Hakan ( bir Türk zekası ile ) alttan girdi üstten çıktı yer ayarladılar.
    Adresi

    Michaela Rágulíková

    obchodní referentka

    zámecký resort Dětenice

    tel.:  +420 493 596 132

    fax.: +420 493 596 434


     
    Kiraladığımız araçlardan biri.
     
    Ortaçağ gecesi gerçekten çok iyiydi. Etler hele bir harikaydı. Ateş gösterileri harikaydı gerçekten. Kesinlikle tavsiye ederim.
     
    Karlovy Vary hakkında :
     
     
     

     

     
    Karlovy Vary, Çek Cumhuriyeti’nin batısında yer alan bir kenttir. Şehrin adı “Charles Bath” anlamına gelir ve 1370 yılında İmparator Charles IV tarafından kurulmuştur. Karlovy Vary, sıcak kaynak suları ve resimsi mimarisi ile ünlüdür. Bu nedenlerle kuruluşundan beri turist çeken bir yer olmuştur. 18. yüzyıldaki ünlü ziyaretçileri arasında Tsar Peter, İmparator Franz Josef I, Beethoven, Wagner, Brahms, Tolstoy ve Marx bulunmaktadır. Karlovy Vary ayrıca Mustafa Kemal Atatürk’ün tedavi için gittiği kenttir. Karlovy Vary’nin en güncel kullanımı ise 2006 yılında Bond filmlerinden olan Casino Royal’de kullanılmasıdır.



    Şehir, Prag’ın 130 kilometre batısındadır. Bir kaplıca kenti olan bu yer turistiktir bir mekandır. Şehir ayrıca Karlovy Uluslar arası Film Festivali ve ünlü Çek içkisi Becherovka ile de tanınır.
    Bölgede görebileceğiniz birçok nokta bulunmaktadır. Popüler toplanma noktalarından olan Mill Colonade bunlardan biridir ve yaz aylarında müzik grupları burada performanslar sergilerler. Sıcak kaynak suları ile ünlü olan şehirde 12 tane sıcak su kaynağı bulunmaktadır. Rock Spring Skalni Pramen, Geyser Collonade Vridlo, Lazne III ve Lazne I en bilinen su kaynaklarıdır. Tepede bulunan Diana Lookout Tower’a füniküler ile ulaşılabilir. Kentin ziyaretçilerinden olan Marx’a adanan Karl Marx anıtı da görülmelidir. Kentte bulunan ünlü ve ziyaret edilebilecek kiliseler ise şunlardır: St. Peter, St. Paul ve St. Lucas. Yerel tarihin sergilendiği Karlovy Vary Museum da görülebilir. Jan Becher Museum, ünlü yerel içki Becherovka’nın mucidine adanmış bir yerdir ve görmeye değer bir yerdir


    Atatürk'ün kaldığı otel:
     
     
     
     

    3. gün ve 4. gün.
    Yeni şehir ( Nove Mesto) ve Yahudi mahallesinde gezi:


     

    Nehrin doğusunda kalan bir diğer bölge ise Yeni Şehir bölgesidir. Burası vakti zamanında çeşitli pazarların yer aldığı bir bölge iken bugün de mağazaların ve işyerlerinin çoğunlukta olduğu bir bölgedir. Bizdeki büyük meydanların (Kızılay Meydanı, İstiklal Meydanı gibi) Prag versiyonu Vaclav Meydanı da burada yer alır. Otel, restoran, mağazalar ve kumarhanelerin yer aldığı bu meydan İstanbul’daki Taksim bölgesini hatırlatır. Geceleri kız başınıza bu meydanda fazla dolaşmamanız önerilir. Eskiden at pazarı olan meydanın başında görmeden geçmemenizi tavsiye edeceğim Ulusal Müze (Narodni Muzeum) ve önünde bronz altından Aziz Vaclav Anıtı yer almaktadır. Meydan adını Çek Devletinin kuruluşunda önemli bir rol oynayan Prens Vaclav’dan almıştır. Ulusal Müzenin içerisinde içleri doldurulmuş çeşitli hayvanlardan dinozor kalıntılarına, bilim dünyasından teknolojik gelişmelere, resim heykel sanat eserlerine kadar birçok alanda ilgi çekici bölümler görmek mümkün. Art nouveau tarzda inşa edilen tarihi Evropa Oteli de bu meydanda görülmesi gereken bir yapıdır. Bölgenin bir diğer kaçırılmaması gereken mimari yapısı Ulusal Tiyatro ( Národní divadlo) binasıdır. 1881’ de resmi açılışından birkaç gün önce çıkan bir yangın sonucu küle dönen bina, hayırseverlerin topladığı para sayesinde 6 hafta içerisinde yeniden inşa edilmiş, bugünkü etkileyici halini almıştır. Avrupa kültüründe sanata verilen bu önem imrenilmeyecek gibi değil doğrusu.

     
     
     
     
    Jecna caddesinden nehre doğru hiç sapmadan indiğimizde tam nehir kenarındaki Jiraskova meydanında “Danseden Kadın” adı verilen binayı gördük. Bir bütün olarak bakıldığında (zaten esprisi de o) binalar bir kadın bir de erkeği temsil ediyor. Bina ortasına doğru aynen kadın vücudu gibi inceliyor ve sonra tekrar kalınlaşıyordu. Kadın olup olmadığını anlayamadık ama dans ettiği kesindi.

    Prag opera binasına  gelmeden hemen soldaki Boulangerie Patisserie'den alınmış nefis meyveli tatlar. Hepsi harikaydı. Kesinlikle deneyin.


     
     
     
     
     


    Öğlen yemeğini 1466 yılında kurulmuş olan Medvidku restaurantta yedik. En güzel çek yemeklerini bulabileceğimiz bir yermiş. Ben eh işte derim. Ama atmosfer harikaydı. Siz siz olun susuz et söyleyin. Etler çok güzel ama sossuz haliyle .Legii köprüsüne doğru giden Narodni Caddesini kesen Na Perstyne sokağını döndüğünüzde köşedeki Medvidku restoranı görmemeniz mümkün değil.


     
    Opera binası
     
     
     

    Eski şehir ( old town ) meydan. Arkada astronomik saat. Kahve keyfi. Süper süper

     
    parizien caddesi. Mutlaka yürüyün.

     
    Buda Hardcany'den bir resim. Daha tepeden yürüyerek kaleye inin. 22 numaraya bindiğinizde ETS'nin otobüsten indirdiği yerden bir durak yukarıda inin. 22 numarayla şehrin önemli yerlerini gezebilirsiniz.

1 yorum:

  1. SİHİRLİ OKLAVA dedi ki...

    Bu yaz biz de gittik Prag'a.Güzel bir şehir.Otele gelince bizim kaldığımız yerde biraz bakımsızdı.Sanırım lüx olanlar dışında böyle bir sorun var.Biz de eti dediğin gibi sosla yemiştik ve hiç memnun kalmadık.Sarmısak çorbası ise güzeldi.gidip görülecek bir yer.sevgiler